Moderatörlüğünü PASİD Genel Sekreteri Hanife Videberg'in üstlendiği panelde, Türkiye'de entegre paslanmaz çelik üretiminin gerekliliği ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Türkiye'nin paslanmaz çelikte tamamen ithalata bağımlı bir yapıya sahip olduğu vurgulanan panelde, ülkenin dünyanın onuncu büyük paslanmaz çelik tüketicisi konumunda bulunduğu ve genel çelik tüketimi içerisindeki paslanmaz çelik ekonomik değerinin yaklaşık 2 milyar dolara ulaştığı ifade edildi. Türkiye'nin paslanmaz çelikteki ihtiyacının yeni bir ara malı hattı olmadığına dikkat çekilen panelde, asıl gereksinimin sıvı paslanmaz çelik merkezli entegre bir üretim ekosistemi olduğunun altı çizildi.
Türkiye'nin sahip olduğu ham madde avantajının daha yüksek katma değer yaratacak şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, "Kendi ham maddemizi düşük katma değerle dışarı gönderip, işlenmiş ürünü daha yüksek bedelle geri almak yerine, bu değeri ülkemizde yaratmalıyız" denildi. Panelde, Türkiye'nin yeni yatırım modelini oluştururken Avrupa pazarındaki dönüşümü de dikkate alması gerektiği vurgulandı. Türkiye'nin yıllık 800 bin tonun üzerinde paslanmaz çelik tüketimi bulunuyor.
Uzmanlar, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemeleri kapıdayken, entegre yerli üretimin sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel bir zorunluluk haline geldiğine dikkat çekti. Bu doğrultuda, karbon ayak izini düşüren yeşil çelik üretim teknolojilerinin şimdiden stratejik planlara dahil edilmesi gerektiği belirtildi.
Toplantının sonunda, devlet destekli özel endüstri bölgelerinin kurulması ve yabancı teknoloji ortaklıklarıyla yerli Ar-Ge çalışmalarının birleştirilmesinin şart olduğu ifade edildi. Sektör temsilcileri, atılacak bu stratejik adımlarla Türkiye'nin sadece bölgesel bir güç olmakla kalmayıp, küresel paslanmaz çelik tedarik zincirinde de kilit bir oyuncu konuma gelebileceğinin altını çizdi.



