sol reklam
sağ reklam
USD -- ▲ EURO -- ▲ STERLİN -- ▲ GR. ALTIN -- ▼

Kapatmak Değil, Güçlendirmek ,Esnaf Odası Esnafın Dostu Olmalı

27 Eylül 2026, 19:21
333 okunma
⏱ okuma...
Kapatmak Değil, Güçlendirmek ,Esnaf Odası Esnafın Dostu Olmalı
Son haftalarda sosyal medyada ve bazı yayın organlarında aynı cümle dolaşıyor: "Odalar kapatılsın." Kimi bunu öfkeyle söylüyor, kimi bir reform paketinin içine yerleştiriyor. Karşı çıkanlar ise hedef gösteriliyor.

Son haftalarda sosyal medyada ve bazı yayın organlarında aynı cümle dolaşıyor: "Odalar kapatılsın." Kimi bunu öfkeyle söylüyor, kimi bir reform paketinin içine yerleştiriyor. Karşı çıkanlar ise hedef gösteriliyor. Ben bu tartışmada tarafımı baştan söyleyeyim. Odaların kapatılmasına karşıyım. Ama bugünkü haliyle korunmasını da savunmuyorum. Benim derdim odaların daha güçlü, daha denetleyici ve esnafın gerçekten yanında duran kurumlara dönüşmesi.

Önce eleştiriyi hakkını vererek dinleyelim

Eleştirenlerin söylediklerini küçümsemek kolay, ama doğru değil. Radyo yöneticisi Salih Karakuzu geçtiğimiz günlerde odaların ya kapatılması ya da başlarına devlet tarafından bir memur atanması gerektiğini söyledi. Esnafın aklındaki soruyu da açıkça sordu: bu kurumlar aidat almak ve faaliyet belgesi vermek dışında ne katkı sağlıyor, dönem içinde kim arayıp esnafın derdini dinledi? Bir müteahhit sendikası da daha ileri gitti. Zorunlu üyelik ve aidatın kaldırılmasını, kamusal işlemlerin merkezi ve dijital kamu kurumlarına devredilmesini önerdi. Esnaf Odalarına Sert Eleştiri: “Aidat Almaktan Başka Ne Katkıları Var?” +2

Bu eleştirilerin bir kısmında haklılık payı var. Yıllarca görevde kalan başkanlar, seçimden seçime hatırlanan esnaf, "aidat ödedim, karşılığında ne aldım?" sorusu... Bunları ben de dükkânımda, müşterimle, komşu esnafla her gün konuşuyorum. Ama ağrıyan dişi çekmek için çeneyi kesmezsiniz. Sorun odaların varlığında değil, yetkisizliğinde ve işlevsizliğinde.

Rakamlar ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı'nın Haziran 2026 verilerine göre Türkiye genelinde 2 milyon 272 bin 932 esnaf ve sanatkâr faaliyet gösteriyor, 2 bin 973 esnaf odası, 82 birlik ve 13 federasyon bulunuyor. Yani iki milyonu aşkın insanın, ailesiyle birlikte on milyonların geçimi bu teşkilatın çatısı altında. Alomaliye

Aynı dönemin öbür yüzü ise acı. Bakanlığın Meclis'e verdiği yanıta göre 2026'nın ilk yarısında 70 bin 229 esnaf kepenk kapattı. Muhalefet milletvekilleri de AVM ve zincir marketlerin baskısına, düşen satışlara karşın artan kira, enerji, personel, vergi ve finansman maliyetlerine dikkat çekiyor. OmerfarukgergerliogluTR TV

Şimdi soruyorum: Günde ortalama 385 esnafın kepenk indirdiği bir dönemde, esnafın elindeki tek kurumsal masayı kaldırmak kime yarar? Odalar kapanırsa bu sicil, bu temsil, bu pazarlık gücü nereye gidecek? Cevap belli. Dağınık, sesi çıkmayan, tek tek ezilmeye hazır iki milyon küçük işletmeye.

Almanya'ya bakalım: Güçlü oda, güçlü esnaf

"Zorunlu üyelik geri kalmışlıktır" diyenlere Avrupa'nın en güçlü küçük işletme ekonomisini hatırlatmak isterim. Almanya'da her zanaat işletmesi bölgesindeki Handwerkskammer'e, yani esnaf odasına üyedir. Bu odalar kamu hukuku tüzel kişisi olarak devlet adına görev yapar: işletme sicilini tutar, meslek eğitimini düzenler ve bölgesindeki mesleki sınavlardan sorumludur. Ülkede 53 bölgesel esnaf odası var. Dahası, izne tabi zanaat sayısı şu anda 53. Bu mesleklerde işyeri açmak için ustalık yeterliliği aranıyor. Handwerkskammern | ZDH +3

Alman odaları zorunlu üyeliği şöyle açıklıyor: Oda dolaylı olarak devletin yerine hareket ettiği için görevlerini yerine getirebilmesi adına zorunlu üyelik vazgeçilmezdir. Karşılığında esnafa somut hizmet veriliyor. İşletme yönetimi, kuruluş, devir, hukuk, meslek eğitimi, nitelikli eleman temini, dış ticaret ve pazarlama danışmanlığı aidatın içinde sunuluyor. Hwk-ufrHandwerkskammer Braunschweig-Lüneburg-Stade

Bir ayrıntı daha var ve bizim tartışmamız için altın değerinde. Almanya'da aidat keyfi belirlenmiyor. Hesaplama, vergi dairesince tespit edilmiş üç yıl önceki işletme kazancına göre yapılıyor. Yani kazanamayan esnaftan kazanan kadar aidat alınmıyor. "Aidat zulmü" şikâyetinin ilacı odayı kapatmak değil, aidatı gelire bağlamaktır. Handwerkskammer Braunschweig-Lüneburg-Stade

Amerika örneği neden bize uymaz?

Kapatma yanlıları sık sık ABD'yi örnek veriyor. Orada ticaret odaları gönüllü. Hizmetin işinize yarayacağını düşünürseniz üye olup aidat ödüyorsunuz. Kulağa hoş geliyor. Ama ABD'de sicil, ruhsat ve mesleki yeterlilik gibi kamusal işler zaten başka kurumlarda. Türkiye'de ise oda bunları yürütüyor. Odayı kapattığınızda bu işler ortadan kalkmaz, merkezi bürokrasiye gider. Ankara'daki bir masa, Karacaören'deki berberin ya da İzmir'deki oto elektrikçisinin derdini oda başkanı kadar bilemez. ABDpost

Benim önerim: Odaya yetki verin, hesabını da sorun

Kapatmak yerine odaları esnafın gerçek dostu yapacak adımlar şunlar:

1. Denetim yetkisi. Merdiven altı üretim, belgesiz usta, ruhsatsız işyeri, haksız rekabet... Bunları en iyi o meslekteki esnaf bilir. Oda, zabıta ve ilgili kurumlarla birlikte yerinde denetim yapabilmeli, tespitlerinin hukuki karşılığı olmalı.

2. Hızlı işlem yetkisi. Ruhsat, kapasite raporu, işyeri açma belgesi gibi işlemlerde oda "tek durak" haline gelmeli. Esnaf bir işlem için beş kapı dolaşmamalı.

3. Bölgesel kalkınma rolü. Kaybolan meslekler, çırak yetiştirme, yerel ihale ve tedarik zincirinde küçük işletmeye pay... Bunlar bölgeyi tanıyan odanın işidir.

4. Gelire bağlı aidat. Almanya'daki gibi aidat, esnafın gerçek kazancına göre belirlenmeli.

5. Şeffaflık ve süre sınırı. Eleştirenlerin en haklı olduğu nokta burası. Başkanlık süreleri sınırlanmalı, her oda yıllık faaliyet ve harcama raporunu üyelerine açıkça sunmalı. Yetki artarken hesap verme de artmalı.

Son söz

Ahilik geleneğinden gelen bir milletiz. Ahi teşkilatı esnafa sadece kural koymadı. Ona kimlik, dayanışma ve güven verdi. Bugünkü odalar bu mirasın tam karşılığı değilse, çözüm mirası çöpe atmak değil, onu yeniden ayağa kaldırmaktır.

Kapatmak kolay. Yıkılan bir yapı bir gecede yok olur. Ama güçlü, denetleyici, esnafın kapısını çalan bir oda kurmak emek ister. Ben o emekten yanayım. Çünkü odası olmayan esnafın sesi de olmaz.

Paylaş:
Yaşar YENİKALE
Yaşar YENİKALE
Köşe Yazarı

Tüm Yazıları