Değerli okurlarım, hepinize selamlar… Daha önceki yazılarımda sizlere ekonomideki değişimlerin ve genel ekonominin ruh sağlığımıza etkilerini, bir önceki yazımda da halk sağlığının aslında sadece doktor, hemşire gibi meslek dallarından ibaret olmadığını, ruh sağlığımızın da toplumun genel sağlığından kopuk olamayacağını sizlere bahsetmiştim. Bu hafta ise spor ve egzersizin sağlığımıza, motivasyonumuza ya da başarılı olmamıza nasıl yansıdığından bahsedeceğim. Tabii ki bu konuyu, hepimizin göğsünü kabartan Filenin Sultanları'nın şampiyonluğundan bağımsız ele alamayız. Çünkü o sahada izlediğimiz şey sadece fiziksel bir başarı değil, tam anlamıyla bir zihinsel dayanıklılık dersiydi.
Sahadaki Görünmez Güç: Spor Psikolojisi
Bir klinik psikolog olarak benim gözüm, maç boyunca skordan ziyade sporcuların baskı anındaki nefes alışverişlerine ve kriz anlarında birbirlerine attıkları o tek bir bakışa kaydı. İster sahada olun ister ticaretin içinde, yüksek baskı altındayken en büyük rakibiniz karşınızdaki değil, kendi zihninizdir. Üzerinizde büyük bir beklenti ve sorumluluk varken, hata yapma korkusu insanı kilitleyebilir, adım atamaz hale getirebilir.
İşte kadınlarımızın bize gösterdiği en büyük başarı tam bu noktada başladı. Setler kaybedilse de, geriye düşülse de sahada panik yapmadılar. Geçmiş hatalara takılıp kalmamayı, o an sadece önlerindeki maça odaklanmayı başardılar. Bizlere, kadının o yılmaz gücünü, sabrını ve sükûnetini file önünde bir kez daha gösterdiler.
Kendi Sahamızda "Kaptan" Olabilmek
Kızlarımızın o sarsılmaz duruşunu, kriz anlarında birbirlerine omuz vermelerini izlerken kendime şu soruyu sormaktan alıkoyamadım: Peki biz kendi hayatımızın mimarisi miyiz? Bu soru sahada kalmadı, kendi hayatıma da sıçradı.
Bu soru benim için de sadece kitabi bir bilgi değil, tam olarak bugünlerde içinden geçtiğim canlı bir deneyim. Ben de hem bir kadınım hem de 5 yılı aşkın vaka deneyimimin yaklaşık 4.5yılını belediyede, kamu hizmetinde tamamlamış bir uzman klinik psikoloğum. Kızlarımızın o sahada gösterdiği cesareti kendi hayatıma taşımaya karar verdim. Şimdilerde hayatımda radikal bir adım atmanın, kendi işimi kurmanın o heyecanlı ve tatlı telaşı içindeyim. Ofis bakıyorum, araştırmalar yapıyorum, sosyal medya çalışmalarımla bu yeni dönemin taşlarını ufak ufak, büyük bir emekle döşüyorum. Tıpkı Sultanlar gibi; konfor alanımdan çıkıp, o ilk adımı atarak kendi geleceğimi kendi ellerimle inşa etme sürecini deneyimliyorum. Bu hazırlık süreci bana bir kez daha öğretiyor ki; zihnimizdeki o "yapabilir miyim, başarabilir miyim?" şüphelerini susturduğumuzda, bir kadının emekle inşa edemeyeceği hiçbir gelecek yok.
Bu hafta kendinize şu soruyu sorun: Kendi hayat sahanızda, önünüze gelen o fırsat pasını ne zaman smaça dönüştüreceksiniz?
Haftaya yeniden görüşmek dileğiyle, sevgiyle ve ruh sağlığınızla kalın…

