İzmir Pınarbaşı Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Cezmi Çulhaoğlu'nun açıklamaları, aslında uzun süredir Türkiye genelinde lokanta ve restoran işletmecilerinin içinde bulunduğu derin bir yaraya parmak basıyor. Yeniasır'ın bu haberi, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkların arkasındaki ekonomik adaletsizliği çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kendi gazetenizde bu habere yer verirken kullanabileceğiniz, hem sektörel dinamikleri analiz eden hem de toplumsal farkındalığı artıracak köşe yazısı/yorum formatındaki değerlendirmeyi aşağıda hazırladım. Gazetenizin tarzına göre doğrudan kullanabilir veya şekillendirebilirsiniz:
Dijital Düzenin "Aslan Payı" ve Esnafın Görünmeyen Alın Teri
Pınarbaşı Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Cezmi Çulhaoğlu'nun feryadı, sadece İzmir'deki lokantacıların değil, dijital platformların kıskacında hayatta kalmaya çalışan tüm mahalle esnafının ortak sesidir. Bugün çarşıda, pazarda, ara sokaklarda tabelasını gördüğümüz; sabahın ilk ışıklarıyla ocağı uyandıran, eti, sebzeyi seçen, yemeğe emeğini ve sevgisini katan esnaf, ne yazık ki kendi mutfağında "figüran" konumuna itilmek isteniyor.
🍽️ Üreten Lokantacı, Kazanan "Sanal" Şirket
Çulhaoğlu'nun altını çizdiği "Aslan payı" vurgusu çok kritiktir. Yemeği yapan, kirayı ödeyen, personeli istihdam eden, riski alan esnaf; ancak iş siparişi tüketiciye ulaştırmaya geldiğinde, sadece bir yazılımdan ibaret olan aracı platformlar devasa komisyon oranlarıyla pastanın en büyük dilimine el koyuyor. Üstelik bununla da kalmayıp, ek hizmet bedelleri ve reklam dayatmalarıyla esnafın kâr marjını sıfıra indiriyorlar. Bu durum sürdürülebilir değildir. Dijitalleşme esnafa rehber ve destek olmalıdır, onu kendi dükkanında işçileştiren bir sömürü çarkı değil. Bu noktada ticaret bakanlığı ve ilgili denetim mekanizmalarının acilen devreye girmesi, komisyon oranlarına yasal bir üst sınır getirmesi artık bir lüks değil, esnafın bekası için zorunluluktur.
🏙️ "Esnaf Yaşarsa Şehir Yaşar"
Haberde yer alan en değerli çağrılardan biri de doğrudan tüketiciye, yani bizlere yapılıyor. Telefonumuzdaki bir uygulamaya tıklamak bize pratik gelebilir. Ancak o pratikliğin bedelini, her gün selamlaştığımız mahalle esnafının kepenk kapatmasıyla ödüyoruz.
Çulhaoğlu'nun dediği gibi: "Esnaf yaşarsa şehir yaşar." Bir sokağın lambası, o sokağın esnafı açık olduğu sürece parlaktır. Tüketiciler olarak bizler, dijital tekellerin komisyon çarkına su taşımak yerine, siparişlerimizi doğrudan dükkanı arayarak veya giderek verdiğimizde, ödediğimiz paranın her kuruşunun o esnafa ve dolayısıyla kentimizin ekonomisine kalmasını sağlarız.


