sol reklam
sağ reklam
USD -- EURO -- STERLİN -- GR. ALTIN --

Esnaf, Artık Tek Tek Değil, Birlikte Konuşmayı Öğreniyor

10 Eylül 2026, 20:02
52 okunma
⏱ okuma...
Esnaf, Artık Tek Tek Değil, Birlikte Konuşmayı Öğreniyor
30 Eylül'de Ankara'da TESK Genel Kurulu toplanacak. İlk bakışta sıradan bir örgüt içi seçim ve genel kurul toplantısı gibi görülebilir. Ancak son haftalarda Türkiye'nin dört bir yanından gelen haberleri yan yana koyduğunuzda, Ankara'daki toplantının yalnızca bir seçimden ibaret olmadığını görüyorsunuz.

Esnaf, Artık Tek Tek Değil, Birlikte Konuşmayı Öğreniyor

Yaşar Yenikale

30 Eylül'de Ankara'da TESK Genel Kurulu toplanacak.

İlk bakışta sıradan bir örgüt içi seçim ve genel kurul toplantısı gibi görülebilir. Ancak son haftalarda Türkiye'nin dört bir yanından gelen haberleri yan yana koyduğunuzda, Ankara'daki toplantının yalnızca bir seçimden ibaret olmadığını görüyorsunuz.

Niğde'de esnaf odaları birliği başkanı, genel kurul öncesinde Ankara'ya giderek meslek federasyonu başkanıyla bir araya geliyor ve birlik mesajı veriyor.

Şanlıurfa'da Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı, hazırladığı raporla bir milletvekilinin karşısına geçiyor; bakkalın, kantincinin, pazarcının sorunlarını tek tek anlatıyor.

Kocaeli'de servis esnafı valinin kapısını çalıyor.

Isparta'da bir oda başkanı, üyelerine indirim kartı çıkarıyor. Çünkü büyük işletmelerle rekabet etmekte zorlanan esnafın, kendi içinde de dayanışmaya ihtiyacı var.

Aksaray'da bir meslek odası, bakanlığa doğrudan çağrı yapıyor:

"Yerel esnaf nasıl korunacak?"

Bunların hiçbirini birbirinden bağımsız ve tesadüfi gelişmeler olarak görmüyorum.

Bana göre bunlar, esnafın aylardır tek tek dile getirdiği sorunları artık daha örgütlü bir şekilde anlatmaya başladığının işareti.

Ve bu hareketlilik, TESK Genel Kurulu'na günler kala daha da anlamlı hale geliyor.

Esnafın ortak sorunu belli

Peki esnaf ne istiyor?

Türkiye'nin hangi şehrinde esnafa sorarsanız sorun, farklı cümlelerle anlatılan ama özü aynı olan cevaplar alıyorsunuz.

Zincir marketler.

Otuz yıldır aynı mahallede dükkân işleten bir esnaf, bugün üç harfli bir markanın şubesiyle aynı sokakta rekabet etmek zorunda kalıyor.

Toplu alım gücü sayesinde ürünleri çok daha düşük maliyetle temin eden, lojistik avantajları bulunan ve büyük sermayelerle hareket eden zincir marketlerle; kirasını, vergisini, sigortasını ve personel giderini tek başına karşılamaya çalışan mahalle esnafını aynı şartlarda yarıştırmak adil değildir.

Bunu söylemek popülizm değildir.

Bu, matematiğin kendisidir.

Esnaf artık bunu yalnızca şikâyet olarak dile getirmiyor. Somut bir talebe dönüştürüyor:

Perakende Yasası.

Yıllardır konuşulan, yıllardır "gündemde" olduğu söylenen ancak bir türlü gerçek anlamda hayata geçirilemeyen Perakende Yasası, artık esnaf açısından ertelenemeyecek bir mesele haline gelmiş durumda.

Zincir marketlerin hangi ürünleri satabileceğinden mağaza açılışlarına, nüfus ve mesafe kriterlerinden yerel esnafın korunmasına kadar pek çok başlığın yeniden ele alınması gerekiyor.

Bu düzenleme yapılmadan, yalnızca "esnafın yanındayız" demenin sahada karşılığının olmadığını düşünüyorum.

Çünkü esnaf artık söz değil, sonuç istiyor.

Bir dükkân açmak neden bu kadar zor?

Bir başka önemli konu ise ruhsat süreci.

Bir esnafın yeni bir iş yeri açabilmek için aylarca farklı kurumların kapısını dolaşması, aynı bilgileri tekrar tekrar vermesi, birbirinden farklı evrak talepleriyle uğraşması kabul edilebilir bir durum değil.

Bir insan iş kurmak için sermayesini ortaya koyuyor.

Dükkân kiralıyor.

Mal alıyor.

Personel planlıyor.

Vergisini hesaplıyor.

Daha kepengi açmadan para harcamaya başlıyor.

Böyle bir ortamda ruhsat sürecinin uzaması, doğrudan esnafın sermayesinin erimesi anlamına geliyor.

Bu nedenle ruhsat işlemlerinin kolaylaştırılması, mümkün olduğunca tek elden ve hızlı biçimde yürütülmesi gerekiyor.

Belki bugün en fazla konuşulan konu değil.

Ama sahada esnafın en çok zaman ve para kaybettiği başlıklardan biri.

Esnafın gerçek bir muhataba ihtiyacı var

Ben yıllardır aynı şeyi söylüyorum:

Türkiye'de esnafın gerçek anlamda bir muhatabı yok.

Esnafın bir sorunu Ticaret Bakanlığı'nın bir masasında, başka bir sorunu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bir biriminde, başka bir başlığı belediyede, başka bir başlığı farklı bir kamu kurumunda ele alınıyor.

Oysa esnafın sorunları birbirinden bağımsız değil.

Ekonomiyle ilgili.

İstihdamla ilgili.

Vergiyle ilgili.

Yerel yönetimlerle ilgili.

Ticaretle ilgili.

Sosyal hayatla ilgili.

Çünkü esnaf yalnızca dükkânında mal satan insan değildir.

Esnaf mahallenin ekonomisidir.

Esnaf mahallenin sosyal dokusudur.

Esnaf, milyonlarca insanın geçim kapısıdır.

Bu kadar büyük ve ülke ekonomisi açısından kritik bir kesimin, yalnızca esnafın sorunlarıyla ilgilenecek güçlü bir kamu otoritesine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Ben buna yıllardır Esnaf Bakanlığı diyorum.

2019'dan bu yana "Esnafa Can Ver" çağrısıyla anlatmaya çalıştığım temel mesele de tam olarak budur.

Şimdi sıra birlikte hareket etmekte

Bugün TESK Genel Kurulu'na giderken gördüğüm tablo bana umut veriyor.

Çünkü esnaf artık yalnızca tek başına bir milletvekilinin, valinin ya da bakanlığın kapısını çalıp:

"Bizi dinleyin."

demiyor.

Raporunu hazırlıyor.

Talebini yazıyor.

Sorununu somutlaştırıyor.

Meslek örgütünü arkasına alıyor.

Ve masaya oturuyor.

Niğde'den Şanlıurfa'ya, Isparta'dan Aksaray'a, Kocaeli'den Türkiye'nin başka şehirlerine uzanan bu hareketlilik bana göre önemli bir değişimin habercisi.

Esnaf artık yalnızca dağınık bir şikâyet kitlesi değil.

Örgütlü bir güç olmayı öğreniyor.

Belki de son yılların en önemli gelişmesi tam olarak burada.

Çünkü tek tek konuşan esnafın sesi Ankara'da kaybolabilir.

Ama birlikte konuşan esnafın talepleri görmezden gelinemeyecek kadar güçlü hale gelir.

30 Eylül'ün asıl sınavı

30 Eylül'de seçilecek yönetimin önündeki en büyük sınavın da burada başlayacağını düşünüyorum.

Mesele yalnızca kimin seçileceği değil.

Asıl mesele, Türkiye'nin dört bir yanındaki esnafın birbirinden farklı görünen ama aslında ortak olan sorunlarını tek bir çatı altında toplayabilmek.

Ankara'nın masasına yalnızca temennilerle değil, somut bir talep listesiyle oturabilmek.

Perakende Yasası.

Ruhsat süreçlerinin kolaylaştırılması.

Yerel esnafın korunması.

Ve gerçek anlamda bir Esnaf Bakanlığı.

Liste aslında belli.

Eksik olan ise bu talepleri ısrarla, birlikte ve yılmadan savunacak güçlü bir irade.

Esnaf bu kez kendi payına düşeni yapıyor gibi görünüyor.

Sorunlarını anlatıyor.

Bir araya geliyor.

Örgütleniyor.

Talep ediyor.

Şimdi sıra masanın diğer tarafında.

Esnaf konuşmayı öğreniyor.

Şimdi mesele, Ankara'nın bu sesi gerçekten duyup duymayacağında.

Paylaş:
Yaşar YENİKALE
Yaşar YENİKALE
Köşe Yazarı

Tüm Yazıları