Huawei Technologies, ABD ile Çin arasındaki teknoloji mücadelesinin en uzun soluklu hukuk dosyalarından birinde federal jüri karşısına çıkıyor. Brooklyn'de görülecek dava, İran ticaretinden ABD şirketlerinin ticari sırlarına kadar uzanan çok sayıda ağır suçlamayı kapsıyor.
ABD'de 2018'de başlatılan ve daha sonra genişletilen soruşturmanın ardından Huawei hakkında banka dolandırıcılığı, elektronik dolandırıcılık, İran yaptırımlarını ihlal, kara para aklama, adaleti engelleme ve örgütlü suç faaliyeti kapsamında komplo kurma dahil çeşitli suçlamalar yöneltildi. Şirket bütün suçlamaları reddediyor.
100 milyon doları aşan transfer dosyanın merkezinde
Davanın en kritik bölümlerinden biri, Huawei'nin İran'daki faaliyetleri ile Hong Kong merkezli Skycom arasındaki ilişkiye dayanıyor. ABD savcılığı, Huawei'nin Skycom üzerindeki kontrolünü bankalardan gizlediğini ve şirketi İran'daki faaliyetlerinde kullandığını öne sürüyor.
İddianameye göre Huawei'nin bankacılık ilişkilerini sürdürmesi sayesinde Skycom bağlantılı 100 milyon doların üzerindeki dolar işlemi, 2010-2014 yılları arasında ABD finans sistemi üzerinden geçti.
Savcılar, bankaların Huawei ile Skycom arasındaki gerçek ilişkinin farkında olması halinde bu işlemleri gerçekleştirmeyebileceğini ve ABD yaptırımlarını ihlal etme riski nedeniyle Huawei ile ilişkilerini yeniden değerlendirebileceğini savunuyor.
Dosyada Huawei'nin İran'daki faaliyetleri için ABD menşeli mal, teknoloji ve hizmetlere erişmek amacıyla Skycom'u kullandığı da iddia ediliyor.
Beş ABD teknoloji şirketinin ticari sırları da davada
Huawei'nin karşı karşıya olduğu suçlamalar yalnızca İran dosyasıyla sınırlı değil. Savcılık, şirketi beş ABD teknoloji şirketinden ticari sır elde etmek veya bunları ele geçirmek için girişimde bulunmakla da suçluyor.
İddianamede internet yönlendiricilerinin kaynak kodlarından hücresel anten teknolojilerine ve robotik sistemlere kadar çeşitli fikri mülkiyet unsurlarının hedef alındığı öne sürülüyor.
Savcılık ayrıca Huawei bünyesinde rakip şirketlerden gizli bilgi elde eden çalışanları ödüllendiren bir sistem bulunduğunu iddia ediyor. Huawei ise ticari sır suçlamalarını, daha önce çözüme kavuşturulmuş ticari anlaşmazlıkların yeniden paketlenmesi olarak değerlendiriyor.
Dosyada şirketin Kuzey Kore'deki faaliyetlerinin kapsamını gizlediği ve İran'a 2009'daki hükümet karşıtı gösteriler sırasında kullanılmak üzere gözetim ekipmanı sağladığı yönünde de suçlamalar bulunuyor.
Meng Wanzhou dosyası yeniden gündemde
Davanın geçmişindeki en önemli isimlerden biri, Huawei Mali İşler Direktörü Meng Wanzhou oldu. Huawei'nin kurucusu Ren Zhengfei'nin kızı olan Meng, ABD'nin talebi üzerine 2018'de Kanada'da gözaltına alınmış ve olay Washington, Pekin ve Ottawa arasında diplomatik krize dönüşmüştü.
Meng, 2021'de ABD savcılarıyla yaptığı anlaşma kapsamında bazı açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını kabul etmiş, bunun karşılığında hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesi ve daha sonra düşürülmesinin yolu açılmıştı.
Haziran ayında verilen mahkeme kararıyla Meng'in bu süreçte kabul ettiği bazı olguların Huawei aleyhindeki davada delil olarak kullanılabileceğine hükmedildi. Bu karar, sekiz yıldır süren dosyada savcılığın elini güçlendiren gelişmelerden biri oldu.
Dava yaklaşık üç ay sürebilir
Brooklyn'de ABD Bölge Yargıcı Ann Donnelly önünde görülecek davanın yaklaşık üç ay sürmesi bekleniyor. Potansiyel jüri üyelerine Çin ve İran yönetimleri hakkındaki görüşlerinin de sorulduğu kapsamlı formlar gönderildi.
Davanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Sürecin ABD ile Çin arasında yapay zekâ, gelişmiş çipler ve telekomünikasyon teknolojileri üzerinden sertleşen rekabetin ortasında ilerlemesi bekleniyor.
Huawei bugün yalnızca telekomünikasyon ekipmanı ve akıllı telefon üreticisi değil, aynı zamanda Çin'in yapay zekâ çipi geliştirme hedeflerinin en önemli şirketlerinden biri konumunda. ABD'nin teknoloji kısıtlamalarının ardından şirket, kendi yarı iletken ve ileri teknoloji kapasitesini büyütmeye yönelmişti.
Huawei, dava dosyasının şirketin rekabet gücünü zayıflatmaya yönelik daha geniş bir siyasi kampanyanın parçası olduğunu savunurken Pekin yönetimi de Washington'ın Çin'in teknolojik yükselişini engellemeye çalıştığını öne sürüyor.
Huawei'nin suçlu bulunması halinde savcılık, yasa dışı faaliyetlerden elde edildiği öne sürülen gelir ve varlıkların müsaderesini de talep edebilecek. Şirket ise bütün suçlamalar karşısında suçsuz olduğunu savunuyor.
Davanın sonucunun, sadece Huawei için değil, aynı zamanda küresel teknoloji pazarındaki güç dengeleri ve tedarik zincirleri açısından da dönüm noktası olması bekleniyor. Uzmanlar, çıkacak olası bir mahkûmiyet kararının şirketin uluslararası operasyonlarına yeni darbeler vurabileceğini, ancak Huawei'nin son yıllarda Çin iç pazarındaki ağırlığını artırarak dış baskılara karşı ekonomik bir kalkan oluşturduğunu belirtiyor.
Öte yandan, duruşmaların devam ettiği süre zarfında Washington ile Pekin arasındaki teknoloji diplomasisinin de hassas bir dengede ilerleyeceği öngörülüyor. Siyasi gözlemciler, bu davanın iki süper güç arasındaki "çip savaşları" ve stratejik tekel mücadelesinin mahkeme salonlarındaki en somut yansıması olduğuna dikkat çekiyor.



