Yaya geçidinde meydana gelen bu trajedi, trafik güvenliği ve toplu taşıma araçlarının denetimi konusundaki ihmalleri bir kez daha en acı şekilde yüzümüze vuruyor. 23 yaşında, hayatının baharındaki bir genç kızın, hukuken ve fiziken en güvenli olması gereken yaya geçidinde bir yolcu minibüsünün çarpması sonucu hayatını kaybetmesi sadece bir "kaza" olarak geçiştirilemez.
Bu olay, özellikle şehir içi toplu taşıma yapan minibüs şoförlerinin hız sınırlarına uyumu, yaya önceliği bilinci ve çalışma saatlerinin yarattığı stres/yorgunluk faktörlerinin ciddi şekilde sorgulanmasını gerektiriyor. Yaya geçitleri sürücüler için birer yavaşlama ve durma noktası olmalıdır, yarış pisti değil. Geride kalan acılı aile için adaletin yerini bulması, bu tür ticari araç sürücülerine yönelik cezai yaptırımların ve denetimlerin en üst seviyeye çıkarılmasıyla ancak bir nebze mümkün olacaktır.


