Bu hafta işim gereği yaklaşık yirmi işletmeyi ziyaret etme fırsatım oldu.
Kimi kuafördü, kimi lokanta…
Kimi küçük bir tekstil atölyesi, kimi ise mahalle bakkalından büyümüş bir marketti.
Sektörleri farklıydı.
Hikâyeleri farklıydı.
Ama karşılaştığım sorun şaşırtıcı derecede aynıydı.
Neredeyse her işletme sahibi, son birkaç ay içinde kapısını çalan “sosyal medya uzmanlarından”, “dijital pazarlama danışmanlarından” ve hatta kendisini “fenomen yapıcı” olarak tanıtan kişilerden bahsetti.
İşte o ziyaretlerden sonra bir kez daha şunu düşündüm:
Esnafımız artık yalnızca ürününü satmakla uğraşmıyor.
Bir de kimin gerçekten çözüm sunduğunu, kimin ise kapı kapı dolaşıp vaat sattığını anlamaya çalışıyor.
Ve açıkçası bu ayrımı sektörün içinden gelen biri için bile yapmak zaman zaman zorken, günün büyük bölümünü dükkânında, atölyesinde veya işletmesinde geçiren bir esnafımız için çok daha zor.
Vaat Kolay, Sonuç Nadir
Ziyaret ettiğim işletmelerin anlattıkları birbirinden farklı gibi görünse de aslında aynı hikâyenin farklı versiyonlarıydı.
Bir gün kapı çalıyor.
İçeri biri giriyor ve büyük vaatlerle konuşmaya başlıyor:
“Sizi bir haftada fenomen yaparım.”
“Reels videolarınız viral olur.”
“Size aylık şu kadar takipçi garantisi veriyorum.”
Sonra bir aylık ücret peşin isteniyor.
Bazen uzun süreli sözleşmeler imzalatılıyor.
İlk birkaç gün heyecanla bekleniyor.
Sonra birkaç hafta geçiyor.
Ortada ne belirgin bir strateji var, ne düzenli bir raporlama, ne de ölçülebilir bir sonuç…
Esnaf ise cebinden çıkan parayı, karşılığını göremediği için zarar hanesine yazıyor.
Ve bunun sonucunda bir dahaki sefere “sosyal medya” kelimesini duyduğunda doğal olarak temkinli davranıyor.
Hatta zamanla tamamen güvensiz hale geliyor.
İşte asıl tehlike de burada başlıyor.
Çünkü kötü bir deneyim yaşayan esnaf yalnızca parasını kaybetmiyor.
Dijital pazarlamaya olan güvenini de kaybediyor.
Sorun Sosyal Medyada Değil
Ben de bu sektörün içindeyim.
Reklam ve iletişim benim mesleğim.
Ve sosyal medya pazarlamasının esnafımıza, küçük işletmelerimize ve markalarımıza gerçekten büyük değer katabileceğine inanıyorum.
Ama bunun bir şartı var:
Doğru strateji.
Sosyal medya, yalnızca birkaç güzel fotoğraf paylaşmak değildir.
Takipçi sayısını artırmak da tek başına başarı değildir.
Bir işletmenin sosyal medya hesabının binlerce takipçisi olabilir ama kasasına tek bir müşteri bile girmiyorsa bunun işletme açısından ne anlamı var?
Asıl soru şudur:
Sosyal medya işletmenize ne kazandırıyor?
Daha fazla müşteri mi?
Daha fazla telefon araması mı?
Daha fazla mağaza ziyareti mi?
Daha fazla internet sitesi trafiği mi?
Daha fazla satış mı?
Bunları ölçemiyorsanız, aslında neye para ödediğinizi de bilmiyorsunuz demektir.
Sorun sosyal medya pazarlamasında değil.
Sorun, bu alanın hızla büyümesiyle birlikte ortaya çıkan bilgisiz, deneyimsiz veya yanlış vaatlerle müşteri kazanmaya çalışan kişilerde.
Esnafımız Neye Dikkat Etmeli?
Bu ziyaretlerden çıkardığım derslerle, esnafımıza birkaç somut öneri vermek istiyorum.
1. Garanti Değil, Strateji İsteyin
Size “takipçi garantisi”, “viral olma garantisi” veya “bir haftada fenomen olma” sözü veren kişilere karşı dikkatli olun.
Çünkü gerçek bir pazarlama stratejisi; hedef kitle analizi, doğru içerik, reklam yönetimi, düzenli ölçümleme ve zaman gerektirir.
Sosyal medyada kalıcı başarı bir gecede oluşmaz.
2. Referans İsteyin
Sizinle çalışmak isteyen kişi veya ajansa şu soruyu sormaktan çekinmeyin:
“Daha önce kimlerle çalıştınız?”
Varsa önceki çalışmalarını inceleyin.
Mümkünse o işletmelerle iletişime geçin.
Çünkü referans istemek ayıp değildir.
Tam tersine, paranızı nereye yatırdığınızı bilmek en doğal hakkınızdır.
3. Raporlama Olmadan İş Yapmayın
Sosyal medya hizmeti alıyorsanız, düzenli rapor isteyin.
Kaç kişiye ulaşıldı?
Kaç kişi reklamı gördü?
Kaç kişi mesaj gönderdi?
Kaç kişi internet sitesine girdi?
Kaç kişi telefonla aradı?
Kaç kişi ürün veya hizmet hakkında bilgi istedi?
Bunların cevabını görebilmelisiniz.
Çünkü beğeni sayısı her zaman başarı değildir.
İşletmeye dönüşmeyen binlerce beğeninin, gerçek bir müşteriden daha değerli olduğunu düşünmeyin.
4. Uzun Sözleşme İmzalamadan Önce Deneyin
İlk görüşmede önünüze uzun süreli bir sözleşme konuluyorsa hemen imza atmayın.
Mümkünse kısa bir deneme süreci talep edin.
İşini bilen ve yaptığı işe güvenen ciddi bir ajans veya danışman, karşılıklı güven oluşturmak için deneme sürecine açık olacaktır.
Çünkü bu işte güven, sözleşmeden önce gelir.
Kapı Çalan Değil, Yol Gösteren Olalım
Bu yirmi işletme ziyareti bana bir kez daha gösterdi ki esnafımızın ihtiyacı daha fazla vaat değil, daha fazla şeffaflık.
Bu sektörde işini gerçekten iyi yapan, emek veren ve işletmelere değer katmaya çalışan çok sayıda meslektaşım var.
Fakat onların emeğinin de korunması gerekiyor.
Çünkü birkaç kötü örnek, bütün sektöre zarar verebiliyor.
Bizim de sektörün bir parçası olarak sorumluluğumuz büyük.
Esnafın kapısını çalıp ona hayaller satmak yerine, gerçekçi hedefler koymalıyız.
Ne yapabileceğimizi açıkça anlatmalıyız.
Ne yapamayacağımızı da söylemeliyiz.
Sonuçları ölçmeliyiz.
Hesap verebilmeliyiz.
Çünkü karşımızdaki kişinin bütçesi, büyük bir şirketin sınırsız reklam bütçesi değil.
O para belki de onun birkaç aylık emeği.
Belki çalışanının maaşı.
Belki çocuğunun okul masrafı.
Belki dükkânının kirası.
Bu nedenle esnafımızın alın teriyle kazandığı parayı boş vaatlere değil, gerçek bir büyümeye yönlendirmek hepimizin sorumluluğu.
Benim dileğim şu:
Kapı kapı dolaşıp vaat satanların değil,
kapı kapı dolaşıp gerçek çözüm üretenlerin çoğaldığı bir sektör.
Çünkü esnafın ihtiyacı bir “fenomen” olmak değil.
Esnafın ihtiyacı, müşterisine ulaşmak ve işini büyütmek.
Ve biz bunu unutmadığımız sürece, dijital dünya esnafımız için bir tehdit değil;
doğru kullanıldığında en güçlü büyüme araçlarından biri olabilir.
Yiğit Akyürük
Reklam Ajansı Müdürü

