Erdoğan’dan Trump’a İran Çağrısı: Türkiye Yeniden Arabulucu mu Oluyor?
Ortadoğu'da herkes birbirine bağırıyor.
Füzeler havada, gemiler Hürmüz'de bekliyor, petrol fiyatları yükseliyor.
Diplomasi ise, her zamanki gibi, bütün bunların arasında kendisine bir sandalye arıyor.
Türkiye o sandalyeyi bulmuş olabilir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde İran'la görüşmelerin devam ettirilmesi çağrısında bulundu ve Türkiye'nin barış çabalarına destek vermeye hazır olduğunu söyledi.
İlk bakışta sıradan bir diplomatik telefon görüşmesi.
Ama biraz dikkatli bakınca mesele hiç de sıradan görünmüyor.
Ankara neden devreye giriyor?
Çünkü Türkiye'nin İran'la sınırı var.
Türkiye aynı zamanda NATO üyesi.
Üstelik NATO'nun en büyük ordularından birine sahip.
Bir tarafta Washington...
Diğer tarafta Tahran...
İkisinin arasında ise Ankara.
Erdoğan'ın Trump'a verdiği mesajın özü aslında oldukça açık:
“Savaşın devam etmesi yerine konuşalım.”
Türkiye'nin ABD, İran, Pakistan ve Katar gibi aktörlerle temaslarını sürdürdüğü ve diplomatik çözüm arayışında rol almaya çalıştığı Reuters tarafından da aktarılıyor.
Fakat burada küçük bir problem var
Trump'ın bugün yaptığı açıklama, diplomasi masasının henüz kurulmadığını gösteriyor.
Trump 18 Ağustos'ta İran'la herhangi bir görüşmenin yapılmadığını ve planlanmış bir görüşme de bulunmadığını söyledi.
İran tarafı ise Hürmüz Boğazı'nın, Washington'un bazı şartları yerine getirmesine kadar kapalı kalacağını belirtiyor.
Yani Ankara:
“Konuşalım.”
diyor.
Washington:
“Şu anda konuşmuyoruz.”
diyor.
Tahran ise:
“Önce şartlarımız yerine getirilsin.”
diyor.
Ortadoğu diplomasisinin özeti bundan daha güzel anlatılamaz.
Türkiye neden bu rolü istiyor?
Çünkü mesele yalnızca barış değil.
Hürmüz Boğazı.
Dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri.
Burada yaşanacak uzun süreli bir kriz;
- petrol fiyatlarını,
- doğalgaz fiyatlarını,
- deniz taşımacılığını,
- sigorta maliyetlerini,
- gübre fiyatlarını,
- üretim maliyetlerini,
- gıda fiyatlarını
etkileyebilir.
Ve sonunda bütün bu hesabın faturası Türkiye'deki esnafa kadar gelir.
Akaryakıt pahalanır.
Nakliye pahalanır.
Üretim pahalanır.
Market fiyatları yükselir.
Esnafın maliyeti artar.
Yani Washington'da başlayan bir kriz, birkaç hafta sonra İzmir'deki dükkânın elektrik faturasında kendisini gösterebilir.
İşte bu yüzden Türkiye'nin Hürmüz meselesine yalnızca dış politika açısından bakması mümkün değil.
Ankara'nın elinde önemli bir avantaj var
Türkiye hem ABD'yle hem İran'la konuşabilen ülkelerden biri.
Bu, küçümsenecek bir diplomatik avantaj değil.
Daha önce de Ankara, ABD-İran geriliminde ateşkes ve müzakere girişimlerini destekledi.
Reuters Nisan ayında Erdoğan'ın Türkiye'nin ateşkesin uzatılması ve görüşmelerin devam etmesi için çalıştığını aktarmıştı.
Bugünkü tablo ise daha zor.
Çünkü artık yalnızca iki ülke arasında diplomatik anlaşmazlık yok.
Askerî çatışma, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı, enerji ticareti ve bölgesel güvenlik aynı dosyanın içine girmiş durumda.
Erdoğan-Trump görüşmesinin bir başka önemli başlığı
Telefon görüşmesinde yalnızca İran konuşulmadı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yapılan yeni savunma anlaşması da gündeme geldi.
Erdoğan bu anlaşmanın bölgesel güvenliği güçlendireceğini savundu.
Böyle bakınca Türkiye'nin Ortadoğu'daki pozisyonu daha da ilginç hale geliyor.
Bir yandan:
ABD ile NATO müttefiki.
Diğer yandan:
İran'la komşu ve diplomatik ilişki içinde.
Aynı zamanda:
Suudi Arabistan ve Pakistan'la yeni bir savunma mekanizmasının içinde.
Ve bütün bunların ortasında:
Suriye'de doğrudan güvenlik çıkarları var.
Bu tablo Türkiye'yi bölgede sıradan bir seyirci olmaktan çıkarıyor.
Peki Türkiye gerçekten arabulucu olabilir mi?
Olabilir.
Fakat bunun için Washington'un ve Tahran'ın Ankara'yı gerçekten güvenilir bir aracı olarak kabul etmesi gerekiyor.
Arabuluculuk, “Ben iki tarafla da konuşuyorum” demek değildir.
Daha zor bir iştir.
İki tarafın da diğerine söyleyemediğini söyleyebilmek...
Masayı kurabilmek...
Ve masayı dağıtmadan tarafları aynı odada tutabilmek.
Türkiye'nin önündeki sınav şimdi tam olarak bu.
Erdoğan Trump görüşmesi, Erdoğan İran açıklaması, Trump İran, Türkiye İran ABD, Türkiye arabulucu, ABD İran savaşı, İran savaşı 2026, Hürmüz Boğazı, Erdoğan Trump telefon görüşmesi, Türkiye ABD ilişkileri, İran ABD müzakereleri, Trump Erdoğan, Türkiye İran ilişkileri, Ortadoğu krizi, Erdoğan son dakika



