Ortadoğu'da bazen bir füzenin düştüğü yer, füzenin kendisinden daha önemlidir.
İsrail'in Suriye'nin İdlib bölgesindeki Abu al-Duhur Hava Üssü'ne sekiz hava saldırısı düzenlemesi, ilk bakışta Suriye'deki yeni bir İsrail saldırısı gibi görülebilir. Fakat meselenin Türkiye açısından dikkat çekici tarafı başka.
Çünkü söz konusu hava üssünün yeniden kullanılabilir hale getirilmesi sürecinde Türkiye'nin destek verdiği belirtiliyor.
Reuters'ın aktardığı bilgilere göre saldırılar, Mart ayından bu yana Suriye hükümetine ait hedeflere yönelik gerçekleştirilen ilk İsrail saldırısı olarak değerlendiriliyor. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise saldırıyı “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirdi.
Mesele yalnızca Suriye değil
Burada biraz durup düşünmek gerekiyor.
İsrail Suriye'de bir askeri hedefi vuruyor.
Ancak o hedefin yeniden yapılandırılmasında Türkiye'nin desteği bulunuyor.
Bu durumda soru artık:
“İsrail Suriye'yi neden vurdu?”
sorusundan ibaret değil.
Asıl soru şu:
“Türkiye'nin Suriye'deki etkisinin arttığı bir ortamda İsrail'in askeri müdahaleleri Ankara'nın güvenlik hesaplarını nasıl değiştirecek?”
İşte haberin Türkiye açısından asıl önemi burada.
Suriye'de yeni bir güç dengesi oluşuyor
Suriye'deki gelişmeler uzun zamandır yalnızca Şam'ın meselesi olmaktan çıktı.
Bir tarafta Suriye'nin yeni yönetimi ve onu destekleyen ülkeler...
Diğer tarafta İsrail'in Suriye'deki askeri güvenlik politikası...
Bunun yanında ABD'nin bölgedeki varlığı...
Ve bütün bu denklemde Türkiye'nin Suriye üzerindeki siyasi, askeri ve ekonomik etkisi giderek daha önemli hale geliyor.
Dolayısıyla Suriye'deki her İsrail saldırısını Türkiye'den bağımsız okumak artık mümkün değil.
ABD bile “gereksiz tırmanma” dedi
Saldırının ardından ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklaması da ayrıca dikkat çekici.
Washington'un bölgede yeni bir çatışma istemediğine ilişkin mesajı, İsrail'in Suriye'deki operasyonlarının yalnızca Şam'ı değil, ABD-Türkiye-İsrail üçgenindeki dengeleri de etkileyebileceğini gösteriyor.
Ortadoğu'da diplomasi bazen sessiz yürür.
Fakat askeri uçaklar konuşmaya başladığında diplomasi masasındaki sandalye sayısı değişir.
Türkiye ne yapacak?
İşte önümüzdeki günlerin en önemli sorusu bu.
Türkiye Suriye'de istikrarın sağlanmasını istiyor.
İsrail ise kendi güvenlik gerekçeleriyle Suriye'deki askeri kapasiteyi yakından takip ediyor ve zaman zaman doğrudan müdahalede bulunuyor.
Eğer Türkiye'nin desteklediği Suriye kurumları ve askeri altyapı İsrail'in hedef listesine girmeye başlarsa, Ankara'nın önündeki denklem daha da zorlaşabilir.
Çünkü mesele artık sadece Suriye'nin egemenliği meselesi olmaktan çıkar.
Türkiye'nin sahadaki yatırımları, güvenlik politikası ve bölgesel nüfuzu da denklemin içine girer.
Esnafsesi'nin notu
Haberin belki de en önemli tarafı şu:
Ortadoğu'da yeni bir cephe açılmasından ziyade, mevcut güçlerin birbirlerinin kırmızı çizgilerini test ettiği bir döneme giriyoruz.
Türkiye açısından yapılması gereken ise gelişmeleri yalnızca “İsrail Suriye'yi vurdu” şeklinde izlemek değil.
Haritaya biraz daha geniş bakmak.
Çünkü Suriye'de atılan her adımın;
Ankara'ya, enerji piyasalarına, sınır güvenliğine, ticarete ve bölgedeki Türkiye yatırımlarına bir karşılığı var.
Ve Ortadoğu'da bazen asıl haber, atılan füze değil;
o füzenin neden tam oraya atıldığıdır.
Kaynak: Reuters; ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamaları.
İsrail Suriye saldırısı, Abu al-Duhur Hava Üssü, Türkiye Suriye, İsrail Türkiye, Suriye hava üssü, İsrail hava saldırısı, Suriye son dakika, Türkiye İsrail ilişkileri, Suriye İdlib, Ortadoğu gerilimi, Tom Barrack, Suriye savaşı, İsrail saldırısı 2026



