Bu Ne Perhiz, Bu Ne Lahana Turşusu!
Bugün hayatımızın birçok alanında yanılgı yaşayabiliyoruz. Sonuçlarla mücadele ediyor, sebepleri görmezden geliyoruz. Çünkü herkes başkasının ayıbını görmekte usta, kendi davranışıyla yüzleşmekte ise acemi...
“Tabii ki de hayır, ben kendi ayıbımı da görüyorum; kimsenin ayıbıyla ilgilenmiyorum.” diyenler de vardır aramızda.
Peki, bu kadar yanılgıyı neden yaşıyoruz?
Toplum olarak iletişimden bahsediyor ama iletişim kuramıyoruz. Aile içi kopuşlardan yakınıyor ama çocukların yanında birbirimizi değersizleştiriyoruz. Başkasının derdi başımıza gelince kulak kabartıyoruz. Sonra da “Hangi ara biz bu noktalara geldik?” diyoruz.
Oysa hiçbir sonuç sebeplerden bağımsız değildir. Görünen son perdenin hikâyesi çok zaman önceden başlamıştır.
Solmuş bir çiçeği gördüğümüzde “Neden sararmış?” diye soruyoruz ama toprağın kuruluğuna, köklerinin ne hâlde olduğuna bakmıyoruz. İşte, eksik bir cevap arıyoruz.
Söz farklı, davranış farklı...
Tıpkı bazen bir yöneticinin çalışanından özveri bekleyip kendi sorumluluğunu yerine getirmemesi, adalet duygusunu sorgulattığı gibi; bir arkadaşın sürekli sadakatten, saygıdan söz edip yalnızca işi düştüğünde araması da dostluk kavramını sorgulatıyor.
Bu durum bize çok güzel bir deyimi hatırlatır:
“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!”
Çünkü birçok şey sözle değil, davranışla tamamlanır.
Hayatımıza yalnızca kendimiz karar veremeyebiliyoruz. Ekonomik koşullar, haksızlıklar, tesadüfler olabiliyor. Bunun için her olumsuzluğu kendi hatamız olarak göremeyiz; ama kontrolümüzde olan kısmı da görmezden gelemeyiz.
İşte, en büyük gerçeklik orada başlar:
Sonucu suçlamakla değil, sebebi anlamaya çalışmakla yol alabiliriz.
Umudumuzun yeşil kaldığı, tahammülümüzün bol olduğu; sonuçları değil, sebepleri sorguladığımız bir toplum olma dileğiyle...
Sevgiler.
Hasret Kaya
Esnaf Sesi'ni Takip Edin
📘 Facebook • 🐦 X (Twitter) • ▶️ YouTube • 📸 Instagram • 📨 Telegram Kanalımız • 💬 WhatsApp Kanalımız • 🦋 Bluesky • 🐘 Mastodon • 📌 Pinterest

